> Verimli Çalışma Rehberi
 
 
Çalışma süresi; bir oturum için en az 45 dakika, en çok 90 dakika olmalıdır. Düzenli aralar vererek yapılan 1-2 saatlik çalışma; hiç ara vermeden yapılan 5 saatlik bir çalışmadan daha verimlidir. Önemli olan kullanılan süre değil; o sürenin nasıl değerlendirildiğidir. Her gece yatmadan önce ve her sabah kalktıktan sonra öğrendiklerinizi 15-20 dakika tekrar etmelisiniz. Bu, bilginizin pekişmesi için gereklidir.





Sizin için verimli olan saatleri kolayca anlayabileceğiniz derslere ayırmalısınız. Verimli saatlerinizi, zorlandığınız konulara ve acil olanlara ayırmanız çok önemlidir. Önce zor olanı başarın ve kendinizi ödüllendirin.





Çalışmayı iş olmaktan çıkarın!



Çalışmanın sizi hedefinize ulaştıracağını, çalıştıkça öğrendiğinizi, öğrendikçe de mutlu olduğunuzu düşünün.





Hangi mesleği edineceğine henüz karar vermemiş bir öğrencinin etkili çalışmak konusunda bir çabası olamaz. Başarılı olabilmek için mutlaka amacınızı açık ve net olarak belirlemiş olmalısınız. “Öğretmen olmak istiyorum!” ya da “Mühendis olmak istiyorum!” yerine “Matematik öğretmeni olmak istiyorum!” veya “Bilgisayar mühendisi olmak istiyorum!” demelisiniz.



- Amaçlar davranışları başlatır. Siz de işe amacınızı belirleyerek başlayın.



- Hangi üniversitede okumak istiyorsunuz?



- Mesleğiniz ne olacak?



- Amacınıza ulaşmak ve onu gerçekleştirebilmek için aşmanız gereken engelleri biliyor musunuz?



- Üniversite ve lise giriş sınavları, sıralama sınavlarıdır. Bir tek soru ile kaç kişiyi geride bırakacağınızı



biliyor musunuz?



Kendi durumunuzu bir kere daha, bu soruların ışığında değerlendirin. “Bu çalışma beni hedefime ulaştırır mı?” diye sorun. Gücünü aşan hedefler seni başarısızlığa ve mutsuzluğa sürükler. Kendine olan güvenini yitirmene, derslerden uzaklaşmana neden olur. Gerçekçi hedef ise başarıya ulaştırır. Kendini küçümseme ama fazlada abartma. Gücünü ve olanaklarını doğru tespit et.





Zamanınızı çalışmaya çalışmak için değil etkili çalışarak gerçekten ANLAMAK için kullanın!





Haftalık ders çalışma programı hazırlanırken, günlük etkinliklerinizi haftanın her günü için ayrı ayrı gözden geçirmelisiniz. Uygulanabilir bir programı hazırlayabilmeniz için tüm etkinliklerinizi gerçekçi bir biçimde programınıza yansıtmanız gerekir. “Başarıya giden yol çalışmaktan geçmez.”



Geçmişte, başarılı olmak için öne sürülen görüş: “çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak” şeklinde idi. Oysa günümüzde “çok çalışmak”, yerini “etkili ve planlı çalışma”ya bırakmıştır. Etkili ve planlı çalışma programının içerisinde eğlenmeye, dinlenmeye, aileye ve yapmaktan mutlu olduğumuz şeylere zaman ayırma vardır.



Çalışma programınızı üç aşamada hazırlayabilirsiniz:



Aşama: Her dersten çalışmanız gereken konuları öncelikle saptayınız, bölüm başlıklarıyla belirleyiniz.

Aşama: Okul (dersane) çıkışınız ile uyku saatleriniz arasında ve zorunlu etkinlikleriniz dışında kalan çalışma sürenizi hesaplayınız.

Aşama: Bölüm başlıklarıyla belirlediğiniz çalışmanız gereken konuları çalışma sürenize dağıtınız.

Bu dağılımı yaparken, arka arkaya gelen çalışmaların benzer olan konuları içermemesine dikkat etmelisiniz.



Uzun süre aralıksız çalışmayınız. Her ders için için en az 45 dakika, en çok 90 dakika süre ayırınız. Çalışmalarsınız arasında 10-15 dakikalık dinlenme, öğrenme grafiğinizi yükseltecektir.



Matematik ve fen bilimleri daha farklı bir dinlenme yöntemi gerektirir. Bununu için bu derslere çalışırken, sonuca ulaşıncaya kadar çalışmaya ara vermemekte yarar vardır. Yine de dikkatinizi toplayamıyorsanız mutlaka dinlenmeniz gerekir.





- Düzenli ve planlı çalışmayla başka uğraşlar için de zaman ayırabilirsiniz.



- “Yetişemiyorum” kaygısı yaşanmaz.



- Zihin az yorulacağından çalışma isteği kaybolmaz.





- Çalışma odası fazla sıcak veya fazla soğuk olmamalı, iyi havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır.



- Çalışma masasını yüksekliğini kendi boyunuza göre ayarlayın. Çalışma masanızın sandelyesi dik oturmaya uygun olmalıdır.



- Ders çalışma ortamındaki poster, afiş ve resimler dikkatinizin dağılmasına neden olur.



- Çalışma ortamı ve masası sadece çalışma için kullanılmalıdır.



- Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekecek tüm malzemenin el altında bulundurulması dikkatin dağılmasını önleyecektir.





En yüksek sonuçları elde etmeyi başaran insan,



en büyük doğal çabaya ve yeteneğe sahip olan değil;



kendinde bulunan gücü, büyük bir çalışkanlıkla



ve titizlikle disiplin altına alarak, ustalıkla kullanan insandır.





Dikkat dağınıklığının başlıca iki nedeni vardır.



Çalışma alışkanlığının henüz oluşmamış olması.

Sizi meşgul eden dış etkenler ve problemler.

Ders çalışırken “arkadaşlarınızdan daha düşük puan almak, sınavlarda başarılı olamamak” gibi endişeler dikkatinizi dağıtıyorsa, bu endişelerin çıkış noktasını araştırmanız gerekir.



İlgi ve yeteneklerinizin başarılı olmanıza yetmediğini mi düşünüyorsunuz; yoksa endişeleriniz heyecansal faktörlerden mı kaynaklanıyor?



Kimi öğrenciler çalışmaları gereken sayfalara dakikalarca bakarak adeta uyanıkken rüya gördüklerini fark ederler. Ancak bu durum çalışmayı engelleyen bir aşamaya gelmişse, bundan kurtulmaya çalışın. Kendinizi rahatlatmayı deneyin, yapmaktan mutlu olduğunuz, sizi iyi hissettiren şeyler yapın.





Gereksiz sorunlarla beyninizi yormayın!



Her şeyin bir zamanı vardır. Aklınıza takılan sorunu o an için çözmeniz mümkünse derse başlamadan çözün. Mümkün değilse bu sorun ile ne zaman ilgileneceğinize dair not almanız sizi rahatlatabilir.



- Çalışırken gereksiz ayrıntılara inme, önce konunun özünü kavramaya çalış.



- Çalışma ortamındaki gereksiz uyarıcıların vaktini çalmasına izin verme.



- Sistemsiz ve karışık çalışma; gerekirse şemalar çiz, bilgileri somutlaştır.



- Amaçsız ve düzensiz çalışma; neyi öğreneceksen ona yoğunlaş.





Sınav için olumlu düşünün, “sınavı bir ölüm-kalım savaşı haline getirmeyin.” Sınavda başarısız olabileceğiniz düşüncesi, size birey olarak değersiz, hiçbir işe yaramayan bir kişi olacağınız yargısını vermesin. Başarılı olmanızın başlıca amacınız olduğunu, o halde başka seçeneklerinizin de olabileceğini kendinize kabul ettirin.



Geçmişteki başarısızlıklarınızı değil, başarılarınızı düşünün. Kendinize ilişkin düşünceler elinizi kolunuzu bağlar, sizi güçsüz bırakır.



Başarısızlıklarınızın nedenini araştırın, bulun ve gidermeye çalışın. Aynı nedenlerin yeni başarısızlıklara neden olmasına izin vermeyin. Sınavlardaki başarınızla kişilik değerlerinizi eş görmeyin. Sınavlarda uygulanan testler kişilik testleri değil, bilgi ve başarı testleridir.



DOĞRU DÜŞÜNME: Daha iyi sonuçlar elde etmek için ne yapmalıyım? Hedefime her gün biraz daha yaklaşıyorum; çalışmaya devam!



YANLIŞ DÜŞÜNME: Neden başarılı olamıyorum? Çalışmaktan nefret ediyorum. Çalışsam da bir şey değişmeyecek! Bende şans mı var ki?





Uyku gereksinimi 14 – 17 yaşındakiler için 7,5 – 8 saattir. Bir gecede 3,5 saatlik kısa bir uykunun zararı yoktur. Ancak uykusuz geceler arka arkaya gelirse öğrenme gücünüz zayıflar.



Uykunuzu azaltmak istiyorsanız, bunu birden yapmayın. 3–4 günde bir 25–30’ar dakika daha az, uyuyabilir, haftada ortalama 1 saat daha erken kalkabilirsiniz.





Çalışma bir alışkanlıktır. Sabah ve öğleden sonra çalışma daha doğrudur. Bu saatleri gereksiz şeylerle harcamayın. Öğleden sonraki saatleri boş zaman olarak kullanmak doğru olmaz.



Bu saatlerde çalışmayı alışkanlık haline getirmeli ve bu güzel alışkanlığı yaşamınız boyunca sürdürmelisiniz.





Araştırmalara göre insan zihni, aynı anda ortaya çıkan 2 uyarıcıya aynı oranda karşılık veremez. Demek ki, hem müzik dinleyip hem de çalışmak mümkün değildir. Ders çalışırken müzik dinlemek zihni yorar ve veriminizin düşmesine neden olur. Müziği ders aralarında dinleyin.





1. Televizyon



2. Telefon



3. Arkadaş



Yapılan araştırmalar, gençlerin zaman kaybetmesine en çok neden olanın “televizyon” olduğunu ortaya çıkarmıştır.



Düğmeye basana kadar kontrol sizdedir. Düğmeye bastıktan sonra televizyona geçer.



Buna engel olmak için:



Ders programınızda dinlenme aralarını sevdiğiniz programlara göre ayarlayabilirsiniz. Program kısaysa, ayakta izleyin, oturunca televizyona takılıp kalırsınız.



Telefon konuşmalarınızı ders çalıştıktan sonra yapın. Telefon dikkati bozan en ciddi etkenlerden biridir.



Sınavdan sonra televizyon seyretmeye ve telefonla konuşmaya bol bol zamanınız olacak.





* Gireceğiniz her sınav ciddi bir hazırlık gerektirir. Planlı, programlı ve amaçları belirlenmiş her bir çalışma, sizi sınavda mutlaka başarıya ulaştırır.



Bu dönemde sizi çalışmaktan alıkoyacak pek çok faktör vardır; bunların başında kendi istek ve arzularınız gelir:



Kendinize hayır deyin!



*İkinci olarak arkadaşlarınız sizi çalışmaktan alıkoyar. Çalışma programınızda arkadaşlarınız için



ayırdığınız zamanın haricinde onların isteklerine uygun bir dille hayır diyebilirsiniz:



Arkadaşlarınıza hayır deyin!



Üçüncü olarak ailenizin istekleri çalışmanızı aksatır. İşyerinde durmak, ev işlerini yapmak vb. işler zamanınızı alır ve çalışmanızı engeller: Ailenize (kırmadan ve gerekçesini açıklayarak) hayır deyin! “Hayır” diyerek BAŞARIYA ulaşabilirsiniz.





Öğrenmeyi etkileyen en önemli etkenlerden biri de “hızlı ve etkili okuma”dır. Hızlı okumanın, yavaş okumaya göre anımsamayı daha iyi sağladığı kabul edilir. Çünkü yavaş okurken dikkat, daha çabuk dağılır ve zihinsel bağlantılar zayıflar.



* Yavaş okuma hızı dakikada 100 – 200 sözcük



* Normal okuma hızı dakikada 200 – 250 sözcük



* Hızlı okuma hızı dakikada 400 – 500 sözcüktür.







Hızlı ve Etkili Okuma İçin;



Bir kitabın veya bir yazının hangi konuları kapsadığını anlamak için;



• İçindekiler bölümü gözden geçirilmeli



• Yazının giriş ve sonuç bölümleri mutlaka okunmalı



• Yan başlıklara göz atılmalı ve özet kısmı okunmalı



• Seçilen bölüm veya konu, dikkatle ve belirli bir hızla paragraf paragraf okunmalı



• Bölümün veya yazının ilk ve son paragraflarına dikkat edilmeli, çoğu kez temel görüşü



bu paragraftan çıkarma olanağı vardır.



• Önemli görülen kısımların altı çizilmeli ya da yanlarına işaret konulmalı



• Metnin içindeki çizelge, şekil, formül vb. materyal dikkatle incelenmelidir.







Etkin okumada en bilinen yöntemlerden biri de İSOAT yöntemidir. 1960’larda psikoloji profesörü Robinson tarafından geliştirilen uygulama kolaylığı açısından geçerliliğini koruyan bir yöntemdir. Bu kitaptan okuyarak öğrenmeyi kolaylaştıran ve sınav başarısını yükselten bir yöntemdir.



• İzle: (Göz at): Bölüm içinde neler olduğu konusunda bir fikir edinmek için ana başlıklar, alt başlıklar, şekil, resim ve grafikler, giriş ve sonuç bölümlerine (3 – 4 dakikada) göz gezdirilmelidir.



• Sor: Göz atma aşamasında konu ile ilgili sorular oluşturun “Neler öğrenmeyi bekliyorsun?” , “Ne, nasıl, nerede?” sorularını oluşturun ve bir kâğıda yazıp göz önünde bulundurun.



• Oku: Kafanızda oluşan genel fikre ve çıkardığınız sorulara göre metni okumaya başlayın. Soruların cevabı olan kısımları işaretleyin. Tanım, benzerlik farklılık belirten kısımları çizin, önemli kısımlara farklı işaretler koyun ana fikri belirleyip not alın.



• Anlat: Kitaba / metne bakmadan, notlarınızdan yararlanarak yüksek sesle anlatın.



– Çıkardığınız sorulara yanıt verin.



– Önemli kısımları açıklayın.



– Konuyu anlatarak tekrarlayın.



• Test Et: Kitaba ya da notlarınıza bakmadan kendinizi test edecek sorular sorun / çözün.



Bu uygulamadan sonra ana düşüncenin, anahtar sözcüklerle oluşturulan soruların ve yanıtların zincirleme olarak yerleşmiş olması gerekir. Bu da konunun öğrenildiğini gösterir.







Başarılı olmak için sistemli ve planlı olmanız gerekir. Sistemli ve planlı çalışabilmenin en iyi yolu, bir çalışma programına sahip olmaktır.



Yaptığınız çalışma programının sizi başarıya götürebilmesi için ilk önce başarısızlığınıza neden olan olumsuzlukları yok etmemiz gerekir.



Bu olumsuzluklar şunlardır:



* Ön hazırlık yapmama * Konuyu tam kavrayamama



* Dersi dinlememe * Not tutmama



* Bilgi birikiminin yetersizliği * Konuları tekrar etmeme







Derste öğretmeninizin anlatacağı konuyla ilgili evde bir ön okuma yapın. Böylece ders anlatılırken konuya yabancı kalmaz, temel kavramlardan haberdar olursunuz. Örneğin; fikirler, isimler ya da formüller derste karşınıza çıktığında onları daha kolay anlarsınız. Bu davranış, dersi dersten sonra hatırlamanıza olanak verir.



Derste anlatılacak konuyla ilgili ön okumayı yaparken, yanıtlanmasını istediğiniz soruların neler olabileceğini düşünün ve bu sorularınızı mutlaka yanıtlayın. Böylece bilgileri kolay öğrenir, bilgilerin kalıcı olmasına zemin hazırlarsınız.



Sonuç olarak; okulda veya dersanede işlenecek olan konuyu önceden gözden geçirmek, öğrenmenizi kolaylaştıracak, öğrendiklerinizin kalıcı olmasını sağlayacaktır.







Öğrenmeyi etkileyen en önemli faktörlerden biri de dersi etkin olarak dinlemektir. Örneğin; ders anlatılırken başka şeylerle uğraşarak dersi dinlememek, öğrenebileceğiniz bilgilerin daha fazla zaman harcanarak öğrenilmesine neden olur. Bu nedenle duymak ve dinlemek arasındaki farkı iyi kavrayıp, size anlatılanları sadece duymakla yetinmemelisiniz.



Ders dinlerken konular arasındaki benzer ve farklı yönleri düşünerek, yorumda bulunarak hem etkin dinlemiş olur hem de öğrendiklerinizi kalıcı hale getirmiş olursunuz.



Öğretmeninizin derste anlattığı konuyu, dersin sonunda hatırlamıyorsanız, öğretmeninizin anlattıklarını duymuş ancak dinlememişsiniz demektir. Sonuç olarak; etkin dinleme, anlatılan konunun yazılı ve sözlü olarak ifade edilmesi ile gerçekleşir.







Düzenli not tutmak, derste öğrendiklerinizi kendi anladığınız biçimde saklama olanağı verir.



Derste tutulan notlar, hem bilgilerin kalıcı hale getirilmesi hem de zaman zaman başvurulabilecek bir bilgi kaynağı olması nedeniyle öğrencinin başarısında büyük rol oynar.



Not tutma ders dinlemeye konsantre olmayı sağlar. Aynı şekilde okurken not almada da bilgiler özümsenerek kalıcı hale gelir. Derste alınan notlar, dersin önemli bölümlerinin belirlenmesinde öğrenciye yardımcı olur. Öğretmenler genellikle derste üzerinde durdukları konuları daha sık tekrar ederler ve sınavlarda da ağırlık olarak buradan soru çıkar.



Sonuç olarak; not tutma hem öğrenmeyi kolaylaştırmakta hem de öğrencinin derste başarılı olması için kendine olan güvenini arttırmaktadır.







Öğrenmede tekrar önemlidir. Öğrendiklerinizi hemen tekrar ediniz. Ayrıca haftalık ve aylık tekrarlar yapınız. Böylece neleri ne kadar unuttuğunuzu daha rahat görebilirsiniz. Bu nedenle sistemli bir tekrar programı geliştirin.







Tekrar Zamanı

Genel Tekrar Süresi

Bilgiyi Saklama Süresi

45 dakikalık çalışma sonunda

5 dakika

1 gün



1 gün sonra

10 dakika

1 hafta



1 hafta sonra

20 dakika

1 ay



1 ay sonra

30 dakika

Uzun süreli







Sonuç olarak; öğrendiğiniz bilgilerin unutulmaması için tekrar yapmanız gerekir. Unutulan bilgileri tekrar öğrenmek yerine tekrar ederek unutmamak daha kolaydır ve daha az zaman alır.





Bilgilerinizin yetersiz olması, başarı düzeyinizden belli olur. Başarı düzeyiniz düşük ise bilgi eksiklikleri var demektir ve hemen giderilmelidir.



Öncelikle bilgilerinizin yetersiz olduğu dersler ve dersin konularını belirlemelisiniz. Bu konuları haftanın belirli günlerine bölerek çalışmalısınız.



Sonuç olarak; bilgilerimizi eksiksiz olarak tamamladığınız zaman sınav sonuçlarınız düzelecektir.



Önemli olan çok çalışmak değil, düzenli ve verimli çalışmaktır. Neyi, ne kadar, nasıl çalışmanız gerektiğini bilirseniz hem derslerin yükünü hafifletmiş hem de stres yaşamamış olursunuz. Bu nedenle geçmiş yıllardaki sınavlarda çıkan sorulara göre, konu dağılımlarını incelemeniz ve hangi konulara ağırlık vermeniz gerektiğini bilmeniz başarınız için atılacak ilk adımdır.







Deneme sınavlarında henüz istediğiniz puanları alamıyorsanız bunun birçok nedeni olmalıdır:



* Konulara hakim değilsiniz



* Bilgi sahibi olduğunuz konular arasında transfer yapamıyorsunuz



* Bilgileri hatırlayamıyorsunuz



* Öğrenilen konularla ilgili yeteri kadar pratik yapamıyorsunuz



* Sınavda zamanı iyi kullanamıyorsunuz







Biliyorsunuz; sınavda en büyük rakibiniz zamandır. Zamanı doğru kullanmanın en kalıcı yolu başarılı olunan testten başlayıp, daha az başarılı olunan testin tüm sorularına bakılarak süreyi, “turlama tekniği” doğrultusunda en verimli biçimde kullanmaktır.



Genel bir ilke olarak en başarılı olunan testten başlamak, sınavın başında her öğrencinin belirli bir düzeyde bulunan sınav heyecanının yatışmasını,kendisine güvenmesini, doğru yaptığı soruları görmesini ve zaman sıkıntısına düşmemesini sağlayacaktır.



Aynı test içindeki soruların zorluk düzeyleri farklı ama puan açısından kazandırdıkları farklı değildir. Bunun için okuduğunuz soru zor ise diğer bir soruya geçiniz. Çözemediğiniz soruya eksi işareti (–) koyarak, testin bitiminde tekrar eksi işareti (–) konulan sorulara dönün. Yapabileceğiniz soruları sınavda boş bırakmayın ve cevabından emin olmadığınız soruyu işaretlememelisiniz.





Çalışmanıza rağmen sınavlarda umduğunuz kadar soru çözemiyor, çok hata yapıyorsanız, yanlış yapma nedenlerinizi dikkatlice araştırmalısınız.



Sınavda soruların çözülememesinin temel nedenleri;



* Çözüm için gerekli bilgilere sahip olamamak.



* Gerekli bilgilere sahip olunmasına karşın,



* Bu bilgileri hatırlayamamak.



* Bilgilerin nasıl kullanılacağını bilememektir.



Eğer; temel probleminiz yeterli bilgi birikimine sahip olmamak ise, göreviniz, sınava kadar mümkün olduğunca geniş bilgi donanımı ile bilgi dağarcığınızı geliştirmektir. Bu ise ancak programlı çalışma ile mümkündür.



Eğer; temel probleminiz bildiklerinizi sınavda hatırlayamamak ise, tekrar alışkanlığınızı gözden geçirmelisiniz. Düzenli tekrarlar yapamadığınız için kazanmış olduğunuz bilgileri unutuyor olabilirsiniz?



Eğer; temel probleminiz, bilgileri hatırlamanıza karşın, bunları sorulara uygulayamamak ise, çalışma alışkanlığınızı gözden geçirmelisiniz. Bilgileri anlamadan ezberliyor olabilirsiniz. Eksiğinizi ancak bol soru çözüp öğrendiklerinizi kullanabilme gücünüzü geliştirerek kapatabilirsiniz. Bu da evde yürütülecek düzenli tekrar ve soru çözme çalışmalarının önemini ortaya koymaktadır.







ÖĞRENDİKLERİNİZİ DÜZENLİ BİÇİMDE TEKRAR EDİYOR MUSUNUNZ?



Belleğimize ulaşan bir bilgiyi kendimiz için anlamlı kılmaz ve düzenli aralıklarla tekrarlamazsak kısa sürede unuturuz.



Tümüyle öğrenilmiş bilgiler bile, öğrenmeden sonraki 24 saat içinde tekrar edilmezse % 70 oranında unutulur.



• Tekrar: Öğrenme çalışmasının hemen sonunda yapılacak 5 dakikalık tekrar hatırlanan miktarın bir gün korunmasını sağlar.



• Tekrar: Öğrenmeden 24 saat sonra yapılacak 10 dakikalık tekrar öğrenilen bilginin bellekte 1 hafta saklanmasını sağlar.



• Tekrar: 1 hafta sonra yapılan 20 dakikalık tekrar öğrenilenlerin 1 ay bellekte kalmasını sağlar.



• Tekrar: Bilgi öğrenildikten 1 ay sonra yapılacak 30 dakikalık son tekrar, bilgilerin uzun süre bellekte son derece güçlü biçimde yerleşmesini sağlar.



Başarı için çalışma tekniklerini bilmek gibi çalışma masasında yapılan faaliyetin her zaman çalışmak olmadığı da bilinmelidir. Bu nedenle çalışmama, yanlış çalışma ve yetersiz çalışma kavramlarıda bilinmelidir.



Öğrencinin ders çalışamaması üzerindeki etkenler:



* Öğrencinin kazanamayacağına olan inancı, çalışmayı engelleyen en önemli etkendir.



* Öğrencinin sınava psikolojik olarak hazırlanamamış olması.



* Öğrencinin kendisini dış dünyadaki olaylara kaptırması ve ilgi alanın dağıtmış olması yani aynı anda birden çok uğraşa zaman ayırması.



* Öğrencinin belirli bir hedefi ve o hedefi ile ilgili projelerinin olmaması



* Öğrencinin sınav korkusunu sürekli olarak yaşaması



* Yanlış çalışma, aslında doğru zamanda doğru derse çalışamama anlamına gelir.



* Öncelikle hedefiniz olan okula gitmenizi sağlayacak puanı hangi derse ne kadar çalışarak alabilirsiniz. Bunun saptanması gerekir.



* Ezberi değil öğrenmeyi amaçlamalısınız.



* Sürekli ve aşırı tekrarların ezbere yol açacağını unutmamalısınız.



* Konuyu çalışırken bu defa öğreneceğim ve yakın bir zamanda bu konuyu tekrar çalışmayacağım, sadece bu konu ile ilgili sorular çözeceğim mantığı ve ilkesi ile hareket etmelisiniz.



* Test çözümlerinden sonra, mutlaka eksikliklerinizin ne olduğunu saptamak yoluna gitmeli, daha çok ne tür hatalar yaptığınızı bulmaya çalışmalısınız ve bu eksikliklerinizi nasıl gidereceğinizi o dersin öğretmeni ile değerlendirmelisiniz.



* Çalışırken ve test çözerken müzik dinlememelisiniz. Aksi durumda sınav anında beyniniz yine müzik eşliğinde test çözmek isteyecek; ancak bu mümkün olmadığı için zorlanacak ve dikkat dağınıklığı durumu ile karşı karşıya kalacaksınız.



* Hiç dinlenmeden çalışmak da bir yanlış çalışma türüdür. Kendinizi toparlamanız ve programınızı daha iyi uygulamanız için dinamik hale gelmeniz gerekir.





* Süre açısından yetersiz çalışma en önemli eksikliklerden bir tanesidir. Unutmamalısınız ki herkes için yeterli çalışma süresi farklıdır. Eğer bir ders sizin için zor ve o dersin anlaşılması size sıkıntı yaratıyorsa, siz bu derse çevrenizdeki diğer öğrencilerden daha çok çalışmalısınız. “Başkalarının çalışma süresi ve programı sizin çalışma süreniz ve programınız olamaz, olmamalıdır.”



* Her ders için yeterli çalışma süresi de farklı olmak zorundadır. Bir derse çalışma süresi olarak ayıracağınız zamanı; eksiklikleriniz ve yine o dersten gelen soruların katsayısı belirler.







Önemli olan yere düşüp düşmemek değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamaktır.

Lambardi





Sınava hazırlanan öğrencilerin konuları öğrenmiş, konu ile ilgili soruları çözüyor olması öğrencinin sınava hazır olduğu anlamına gelmemelidir.



Sınavda nasıl bir davranış gösterileceği, hangi bölümden başlanıp hangi bölüme ne kadar zaman ayrılacağı belirlenmeli, sınav deneyimi kazanılmış olarak sınava girilmelidir.



• Deneme sınavları, gerçek sınavmış gibi algılanmalıdır.



• Sınavlarda yapılabilecek hatalar ve sınav kaygısı, deneme sınavları ile sıfıra indirilmelidir.



• Sınava iki-üç ay kala, soru bankaları çözülerek konu eksiklikleri tamamlanmalıdır.



• Belirli sayıda sorular, belirli bir zaman içinde çözülerek soru çözme hızı artırılmalıdır.



• Deneme sınavları ve soru bankalarındaki sorular gireceğiniz, sınav ölçülerine uygun olmalıdır.



• Sınava 1 ay kala önceki yıllarda çıkmış sorular incelenmeli, soruların içeriği ve niteliği kavranarak çözülmelidir.



• Deneme sınavlarında çözüme hangi testten başlanacağı, her teste ne kadar süre ayrılacağı belirlenmelidir.



sınava kadar öğrenci, zamanını en iyi şekilde değerlendirerek sınav günü bilgi ve deneyimini en üst düzeye ulaştırmalıdır.



“Kaybolmuş şeylerin hiçbiri bir daha geri gelmeyecek ve yarın geçmiş zamanın sunduğunu getirmeyecektir.”

Zweic







Öğrenme soyut bir olay ya da durum değildir. Öğrenme, beyindeki sinir hücreleri arasında kurulan protein zincirleriyle gerçekleşir.



Öğrenmenin sinir hücreleri arasındaki bağla ilgili oluşundan dolayı, “öğrenmenin, sağlığa zararlı olduğu, genç beyinler üzerinde yıkıcı etki yaptığı, beynin dolduğu ya da yorulduğu” gibi düşüncelerin bilimsel dayanağı yoktur.



Sinir hücresi, sahip olduğu özellikler gereği kas hücrelerinden tümüyle farklıdır. Birçok ayrılığın yanı sıra bilimsel adı “cevapsızlık süresi” olan bu farktan ötürü, koşan bir atletin ya da ağır yük taşıyan birinin kaslarında oluşan ve yorulmaya benzeyen bir yorgunluğun “çok çalışmak” sonucu beyinde oluşması söz konusu değildir.





Öğrenme sırasında yorulmanın olduğu görülür. Ancak öğrenme sırasında meydana gelen yorgunluk, ya bedeni uzun süre belirli bir biçimde tutmaktan kaynaklanan kas yorgunluğudur, ya da başka bir şey yapma isteğinden kaynaklanan duygusal yorgunluktur.



Öğrenme sırasında beyinde meydana gelen yorgunluğu atmak için derin bir nefes almak yeterlidir.







“Hastalık, vücut için bir engeldir. Fakat irade zayıf olmadıkça, irade için engel değildir.” Ben sakatım!. Bu vücut için bir zaaftır. Fakat irade için, asla bir düşkünlük değildir. Başına gelecek her kaza için aynı şeyi düşün. O zaman bunların başka bir şeye engel olduklarını fakat, sana asla engel olmadıklarını anlayacaksın.” Epiktetos







Başarısızlık yoktur, yalnızca sonuçlar vardır. İşler planladığınız gibi gitmediğinde, çoğunlukla başarısız olduğunuzu düşünürsünüz. Oysa olaylara bakış açınız iyi ya da kötü değil; herşeyin bir durumdan ibaret olduğunu düşünmelisiniz.



İşe başarısızlık kavramını düşüncelerinizden silmekle başlayın, göreceksiniz ki yeni fırsat kapıları açılacaktır.



Diğer insanların vazgeçtiği noktada siz devam etmelisiniz.



Thomas Edison, ampülü keşfetmek için yaptığı 9999 denemeden sonra asistanlarının, “Üstat, başaramadık!” demelerine karşın şöyle dedi: “Başarısızlığa uğramadık, şu anda bütün insanların içinde başarıya en yakın olan bizleriz. Çünkü yapmamamız gereken 9999 şeyi biliyoruz.”



Ders çalışmayı, aklımıza gelince yapılan bir iş olmaktan çıkarıp, belirli bir metot, plan ve program çerçevesinde yeniden düzenlemeliyiz.







* Öğrenme ile ilgili düşünce ve duyguların gözden geçirilmesi



* Çalışma alışkanlıklarının gözden geçirilmesi



* Etkin çalışma yöntemlerinin öğrenilmesi



* Uygulamada kararlılık ve süreklilik



* Sonucun değerlendirilmesi







Çinli bir çiftçi, çiftliğine bambu ekmiş ve bambuların çıkmasını beklemeye başlamış. Birinci yıl hiçbir şey çıkmamış. İkinci yıl yine görünürde bir şey yokmuş. Üçüncü ve dördüncü yıl da böyle geçmiş. Beşinci yıl toprağın altında bir milyon mil uzunluğunda bir kök sistemi oluşmuş ve bambu sonunda toprağı yarıp çıktığında günde yarım metre boy atmaya başlamış. Sadece altı haftada bambuların boyu otuz metreye ulaşmış. Sabretmesini bilen çiftçi böylece emeğinin karşılığını alarak zengin olmuş.





Sınava hazırlık çalışmasının en yoğun dönemine girdimiz bugünlerde sınavla ilgili kaygı düzeyinizin yüksek olması normaldir. Önümüzde kısa bir zaman kaldı. Bu zamanı en verimli şekilde değerlendirerek sınavla ilgili kaygılarınızdan arınıp derslerinize konsantre olmalısınız. Bunu sağlamak için ilk önce kaygının ne olduğunu bilmeniz gerekir. Sonra korku ile ayrımının farkına vararak sınav kaygısını artıran nedenleri bilmeniz ve sınav kaygınızı azaltacak önerilerden yararlanmanız gerekir.



Kaygı olumsuz bir duygu durumudur. Kişinin kendini kötü hissetmesine, en kötüsü ise kişiliğini olumsuz değerlendirmesine sebep olur.



Kaygıyı korkudan ayırdetmek gerekir. Korku duygusu gerçekçidir. Örneğin köpekten korkarız çünkü yaşamımızı tehdit edeceğini düşünürüz. Buna bağlı olarak kaçma davranışı ortaya çıkar. Sınav ortamında bu tür ciddi anlamda bir tehdit olmadığı için bunu korku olarak tanımlayamayız. Yani sınav ortamı fiziksel bir tehdit içermemektedir. Bu durumda kaygı gerçekle hiçbir ilişkisi olmayan, bizi yanılgıya düşüren bir durumdur. Kaygı akılcı ve gerçekçi olmayan bir duygudur. Kaygının sonu yoktur. Diyelim ki tüm sınavlarda başarılı sonuçlar elde ettiniz ve hedeflere ulaştınız. Bu durum kaygıyı ortadan kaldırmaz, bu kez de kişi bu başarıları yitirmemek için kaygılanır.



* Çevrenin öğrenci hakkındaki görüşleri ile ilgili endişeler. “Kazanamazsam akılsız olduğumu düşünecekler.”



* Öğrencinin kendisi ile ilgili endişeleri, örneğin öğrencinin, başarısız olduğunda kendisini bir hiç gibi görmesi, kendisini küçük hissetmesi gibi.



* Kendini sınava yeterince hazır hissetmeme. Aşırı gerginlik nedeniyle sınava yeterince hazırlanamamak, “hiçbir şey bilmiyorum, başaramayacağım” duygusu.



Dikkat edilirse öğrencide sınav kaygısı sınavın kendisinden değil, öğrencinin sınava bakış açısından kaynaklanmaktadır.





* Herşeyden önce sınavı kişiliğinizin bir değerlendirmesi olarak görmeyin. Sınav sizin bilgilerinizin değerlendirilmesidir. “Ben yeteneksizim, kafasızım” gibi ifadeleri kendinize yakıştırmayın. Siz değerli ve önemlisiniz.



* Sınavı bir amaç değil, hayatta başarılı ve mutlu bir birey olmak için bir araç olarak görmelisiniz. Sınavı, mutlu olmak için bir araç olarak görürseniz, mutlu olmak için farklı araçların da olduğunu farkedersiniz.



* Daha önceki başarısızlıklarınızın sebeplerini araştırın ve onların telafi edilmesine çalışın. Aynı sebeplerden dolayı başarısız olmayın.



* Herkesin kapasitesinin farklı olduğunu kabul edin ve kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Yapmanız gereken kapasitenizi son sınırına kadar kullanmanızdır.



* Anne - babanızın ve çevrenizin sizden beklentisi olduğu doğrudur. Ancak bu beklentilere her zaman cevap veremeyebilirsiniz. Bu yüzden çevrenizin size verdiği değer eksilmez.



* Çalışıp da verim alamıyorsanız, doğru çalışma alışkanlıklarınız olup olmadığına bakın. Verimli çalışma yöntemlerini uygulamaya çalışın.



* Eğer düzenli çalışan, öğrenmek için çaba gösteren ve bilgisini düzenli olarak artıran bir öğrenciyseniz, sınavdaki soruları yapmanızın zor olmayacağını bilmelisiniz. Bu durumda bildiğiniz, öğrendiğiniz konulardan çıkacak soruları yapamayacağınız endişesi anlamsızdır.



* Sınavı kazanmak için şansınız çok yüksek bile olsa, kendinize bir başka amaç daha düşünün. Sınavda başarılı olmak, esas amacınıza ulaşmak sizin tercihinizdir. Başarılı olamadığınız takdirde yöneleceğiniz ikinci bir tercihiniz olmalıdır.







* Sınava, en başarılı olduğunuz ve kendinizi en güçlü hissettiğiniz testten başlayın.



* Sınavda bazı soru kökleri: “hangisi .............. değildir?”, “hangisinde ............... yoktur?” şeklinde olumsuz olarak verilmektedir. Bu nedenle acele etmeyin, önce soruyu doğru anlayın.



* Soruyu net olarak anlayamadığınızda şu yolu izleyin: Önce soru kökünü okuyun. Sonra seçeneklerin ışığında soruyu bir kez daha okuyun.



* Turlama tekniğini kullanın. Öncelikle en iyi bildiğiniz soruları yanıtlayın, zorlandığınız soruları ikinci tura bırakın.



* Uzun sorular ilk bakışta zor görülebilir. Halbuki uzun sorular size detaylı olarak anlatılmış iyi açıklanmış sorulardır. Bu yüzden uzun sorulardan korkmayın.



* Paragraf sorularında, paragrafı ya da parçayı, hangi sorunun yanıtını aramak için okuduğunuzu bilerek okuyun. Böylece bir defadan fazla okuma gereği duymazsınız.



* İlk doğru gördüğünüz seçeneği işaretleyip diğerlerini bırakmayın. Tüm seçenekleri okuyun. Bu daha çok sözel sorular için geçerlidir. Sayısal bir soruda yanıttan % 100 emin olabilirsiniz.



* Tüm sınavlarda, öğrenciler arasında en iyileri ayırmak için çok güç sorular da vardır. Bu yüzden yanıtlayamadığınız sorularla karşılaştığınızda güveninizi kaybetmeyin.



* Çözerken sonuca ulaşamayacağınızı farkederseniz o soruda ısrar etmeyin. Esnek davranarak, alışılmış çözüm yolundan başka yollar deyin.



* Zihinden yaptığınıza emin olduğunuz işlemler için ayrıca kağıda yazarak zaman kaybetmeyin.



* Sorularda verilen şekil ve verileri tekrar çizerek ve yazarak zaman kaybetmeyin.



* Sayısal sonuçlu bazı sorularda, işlemi sonuna kadar götürmeden seçeneklerden yararlanın.



* Hakkında hiç bilgi sahibi olmadığınız soruları yanıtlamaktan kaçının. Rastgele işaretleme yapmanız sınavdaki başarınızı düşürür.



* Dikkatinizin sınav boyunca kesilmemesi mümkün değildir. Zaman zaman zihninizin dağıldığını hissederseniz, soruyu tekrar tekrar okuma gereğini duymaya başlarsınız, bir süre kalemi bırakın, gözlerinizi kapatın ve derin bir nefes alın, 10-15 saniyelik bir dinlenme egzersizi, sınava tekrar dikkatinizi vermenize yardımcı olacaktır.



* Sorulara vereceğiniz yanıtları cevap kağıdındaki doğru yerlerine, kaydırma yapmadan kodlayın. Kodlama yaparken yuvarlağın içini iyice doldurun, dışına taşırmayın.



* Her şeyden önce kendinize güvenin ve başaracağınıza inanın.

 
Metropol Online Sınavlar